Kahpelerle Mücadele Derneği

Kurum veya kuruluşla hiçbir alakası yoktur. Kendisi sadece ironik ve alaycı genç bir hanımımızın blogudur.


Mobbing

Madem herkes benim hakkımda bir şeyler öğrenmeye bu kadar hevesli. Herkesi telefon mesajları kurcalama derdinden kurtarıp olan her şeyi tüm detaylarıyla bizzat kendim anlatmak istedim. Evet başlıyoruz.

TOKEZ

İş arama sürecimde eş dost tavsiyesiyle bulduğum bu yerde bir elemanın maaşına yapılan zammı beğenmeyip daha fazla zam istemesinden ve iş verenin ‘Seni çıkartır başka bulurum.’ Demesine karşın çalışanın ‘Ben daha iyi iş bulurum.’ atışmasından sonra ben işe alındım. Sözde kız 2-3 hafta işi öğretip gidecekti. Bu süreçte bana gayet iyi davrandı. Ama ardından anlanmayacağım düşünülerek ‘Ben iş aradım ama bulamadım stresten kaza yaptım artık çıkmayı düşünmüyorum.’ dediğinde ona baktığımı görmediği için karnını tuttuğunu gördüğümün farkında değildi. Dediğim gibi insanlar kendilerini eleştirip kendi yetiştikleri yerin kalitesini karşılaştırmak yerine aile terbiyesi almış insanlara aptal muamelesi yapmayı tercih ediyorlar. Neyse hamile mi yoksa iş mi bulamadı bilinmez işten çıkmaktan vazgeçince bana verilen işleri ‘‘Artık işler ona verilmeyecek. Duydun mu beni? Ona hiçbir şey vermeyeceksiniz.’’ diye bağrındı. Öğle aralarında bol soğanlı adana yiyip twitterdaki ‘Leş gibi soğan.’ Tarzında tweetimi birbirlerine gösterip üşümemelerine rağmen ‘Camı kapatacaksın!’ şeklinde saçma bir üslupla bana zorla camı kapattırıp leş gibi soğan kokusunun içinde oturtturdular. Selamı sabahı muhabbeti her şeyi kesti ama ben onları dinlemeye devam ettim. Salak olduğumu düşündükleri için hareketlerinde olabildiğince pervasız davrandılar. Bir muhabbet şöyleydi.

Müdür: Geçen İbrahim geldi işte eve.

Kız: Sus duyacak.

Müdür: Nereden duyacak duysa da anlamaz zaten.

Kız: Duyar. Sessiz anlat.

Neyse ardından yaptığım evrakları eksik göstermek için atmaya başladılar. Ben eksikleri hepsinden önce yakalayınca misafirleri karşılamaya çıktığım bir an çayıma uyku ilacı atmışlar. Hoş ilkinde çayın üzerindeki beyaz tozlardan şüphe edip çayı dökmüştüm ama ikincisinde ‘Paronayak olma Ayda.’ deyip içince öyle bir hale geldim ki odaya giren patrona rağmen ayağa kalmayı bırak gözümü açamadım. Patronlar iyi insanlar olduğu için beni kovmayınca müdürün patrona rapor sunmaya giderken başıyla hafif bir hareketle beni gösterip patronun yanına gittikten sonra odadaki iki kapıyı da üstüme kilitleyip bana saldırdı.

Ardından yanıma gelen diğer çalışanlardan da öğrendim ki meğerse bu o bölüme alınan herkese yaptıkları bir şeymiş. Buna karşılık ben de istifa dilekçeme mobbing nedenli ibaresini ekledim ve dilekçeyi patrona öyle verdim. Patron dilekçeyi okur okumaz odaya bir hışım girerek ‘Ben buraya eleman alamayacak mıyım?’ diye fırça attı ama ne fırça.

Neyse sonradan öğrendik ki patronun oğlu annemin kuzeninin okul arkadaşıymış. Emrah Abi ‘Konuşayım mı Çağlarla?’ deyince konuşmasını istemedim. İyilikten madalya takacaklar ya. Allah’a havale ettim.

BİM

Önden ufak bir olay kesiti paylaşacağım.

2022 Hangout DKTT konseri çıkışı (Bu da ne biçim bir konserdi yani.)

‘Merhaba. Bizim fotoğrafımızı çeker misiniz?’

Ben: Tabi.

5-6 kişiye yakın oldukları için caddeye inip çekmek zorunda kaldım.

Kirpi saçlı erkek: Dikkat et araba çarpmasın.

Ben: (Ağzımda sigara.) Olmaz bi şey.

Tokez’den sonra sinirlerim biraz bozulduğu için bir süre işsiz kaldım açıkçası iş falan da aramadım. Ardından annemin ısrarıyla bizim buradaki BİM’e cvmi verdim. Şansıma bölge sorumlusu varmış beni kısa süre sonra iş görüşmesine çağırdı. Görüşme farklı bir mağazadaydı. Görüşme günü biraz bekledikten sonra içeri kirpi saçlı bir adam girdi. Ve beni ‘Geldi içeri girebilirsiniz.’ Diyerek içeri aldılar.

İş görüşmesi:

İçeri girince klasik bir şekilde tokalaştık. Özel bir iki nedenlerden dolayı yüzüm kıpkırmızı kesildi. Açıkçası adamın eli normal bir erkek eline göre çok yumuşaktı. Kızarmışım. Neyse kendimi anlatırken araya girip kızardığımı söyleyip güldükten sonra sigara içip içmediğimi sordu. Bende içmiyorum dedim. Bana yalan yakalamış gibi bakıp ‘Hiç mi içmedin peki?’ dedi buna karşın ben de detaylı bir şekilde bir dönem içtiğimi sonra bıraktığımı söyledim. O da imalı bir şeklilde ‘Haa!’ diyerek kendini anlatmaya başladı. Ardından duraksayıp yine imalı bir şekilde ‘Bekarım.’ deyip devam etti ‘Benim kendimden küçük bir de kız kardeşim var.’  dedikten sonra ‘‘Kendini abart biraz. Normalde olsa seni işe almazdım ama alıcam.’’  deyip işe aldı.

İşe girişimi yapacağı zaman gelmesini beklerken (Farklı bir mağazada.) Kasada olan Büşra diye bir kızla konuştum. Konuşmakta zorlanan biri hiçbir zaman olmadım. Direk konuya girerim.

Büşra: Hayırlı olsun.

Ben: Teşekkür ederim.

Büşra: Hiç markette çalıştın mı?

Ben: Yok bu ilk. Sen ne zamandır buradasın?

Büşra: Oldu bi 6-7 ay galiba. Kardeşin var mı?

Ben: Hayır tek çocuğum. Senin?

Büşra: Benim abilerim var.

Büşra: Sevgilin var mı?

Ben: Yok. Senin var mı?

Büşra: Benim de yok ama sevdiğim biri var ama o da biraz imkansız.

Ben: Allah gönlüne göre versin.

Büşra: Amin hepimiz. Bak geldi. Efendim Tugay Bey (Kirpi saçlı adam)?

Ardından işe girişim için ofis kısmına geçtik. Beni en sona bırakıp referans istedi. Orada çalışıyor diye annemi arayıp Ethem Abinin numarasının onda olup olmadığını sordum ve olmadığını öğrenince aklıma ilk gelenleri yazdım.

İşe başladığım ilk gün yoğun mağazada olduğum için Tokez’de yaşadığım olayın etkisiyle tansiyonum çıktığı için burnum kanadı ve izin alıp gittim. Ertesi iş günlerimden birinde öğle aram Bölge Sorumlusuyla birlikte olunca kural gereği ‘Çıkayım mı?’ dediğimde normal bir şekilde oturmam söylendi bende oturup ıspanağımı yedim. İyi olup olmadığı sorup normal bir şekilde muhabbet edildikten sonra aynı günün kapanışında Tuğçe Hanım yanıma gelip durduk yere ‘‘Biz Tugay Bey ile iş dışında da arkadaşız biliyor musun?’’ dedi ve bakıp ekledi ‘Bu hafta da yeni doğum yapan bir arkadaşımızı beraber ziyarete gideceğiz.’  deyip beni giyinmeye yolladı. Anlam veremedim ardından bir süre sonra öğle aralarımın birinde Tuğçe Hanım yanına Göksu’yu çağırıp. Dikkat etmeyeceğimi umarak o dönemin mağaza müdürü Rıdvan Bey’in  eşiyle olan whatsapp fotoğrafını göstererek:

Tuğçe: Bak karısını aldatan bölge sorumlusu evlenmiş.

Göksu: Aa! Kimle?

Tuğçe: Kimle olacak kendi gibi bir bölge sorumlusuyla tabi ki. Herkes kendi gibi olan insanlarla olmalı zaten.

Göksu: Doğru.

Tuğçe: İçerisi yoğundu sen mağazaya geri dön.

Bu konuşmadan birkaç hafta sonra işten ayrıldı. Ve haliyle yapılan imayı geri zekalı olmadığım için anlayıp bölge sorumlusuyla konuşmayı kestim. Adam da buna karşın ‘Sen benimle neden konuşmuyorsun? Yoksa konuşmaya değer bir şey mi görmüyorsun?’ deyip kızdı. Bende ‘Sistemli olarak çeşitli şekillerde Tuğçe Hanım tarafından aşağılandım.’ Demek yerine ‘Yoo!’ demeyi tercih edip oradan uzaklaştım.

Ardından aşağılanma, bir takım saçma şeylere mecbur bırakılma ve işini yapmaya engel olunması ve bölge sorumlusuyla asla denk gelmemem üzerine bir düzene mecbur bırakıldım. Buna karşılık sinirlerim oynayınca çıkarılmamak için defalarca mağazam değişti. En son şu ilk kasada konuştuğum Büşra denilen kızın olduğu mağazaya denk geldim. İlk güne karşılık kimse benimle konuşmadı. Bazı şeyleri içeri götürüp bantlarlar yine tam hatırlamıyorum öyle bir durumda içeriye bir şey götürürken hızlıca koşup (Kendisine göre hızlı) yarı yolda Büşra önüme geçip ‘Dur sen içeri giremezsin. Ver onu bana içeriye ben götürürüm.’  deyip girdi. Ben kasaya geçince bölge sorumlusu kasanın önüne kadar gelip ‘İçeride bulaşıklar var biri gelsin yıkasın.’ dedi. Yoğun olmadığı için kasadan çıkıp içeriye gitmeye kalktım zaten kısa süreli olduğum bir mağaza olduğu ve adam önüme kadar geldiği için haliyle çıkmaya kalkarken beni arkadaşlarından biri tutup ‘Sen kasada kal çıkma. Başkası girsin.’ dedi ve ardından yine Büşra’nın sesi duyuldu ‘Ben şimdi gelicem Tugay Bey.’ ardından kim gitti hatırlamıyorum. Sonraki günlerde benimle Büşra’nın arkadaşları suratıma bakmadı. Baktıkları zaman da kamera var diye mecburi konuştukları her hallerinden belliydi. Neyse ardından gördüğüm mobbingten dolayı sinirlerim iyice kalkınca istifamı çıkmamam söylense bile verip çıktım ve adama Tugay Bey eskort tutuyor muhabbetinden tut olan her şeyi anlattım. Haliyle sinirlerim de bozuk çünkü aralıksız bir şekilde mobbing gördüm neyse gidip anlattım ama adam ‘Siz işten ayrılmadınız mı? Ayrıldınız. Bir daha beni rahatsız etmeyin.’ deyip suratıma telefonu kapattıktan bir 4-5 ay sonra Büşra denilen o kızla Tuğçe Hanım’ın da aralarında olduğu organizasyonla bir evlenme teklifi edip yüzük taktılar. Ardından ‘Sen şimdi buradan çıkınca Gratis’e girersin.’ imasından birkaç ay sonra Ethem Abi bir daha marketlere giremeyecek şekilde mobbingle işten çıkartıldı.

Değişik mobbing anıları değil mi? Siz bir de son mobbing anımı görün.

En eğlenceli kısım. Ordipack.

Dediğim gibi biraz daha kenar yerde yaşamış insanlar bana bakınca nedendir bilinmez aptal bir insan görürler. Hala anlam veremediğim bir durumdur. Neyse ilk haftalar gayet iyiydi hatta merkezdeki Finans Müdürünün referansıyla işe alındığım için dokunulmazlığım vardı. Bir grup insan beni İK hakkında uyardı ama tanıdık yer diye önemsemedim. Ardından prosedür gereği doldurulan başvuru formu sonrası her şey değişti. İlk anlamayacağımı düşünerek benden önce giren kızı yanıma posta güvercini niyetine yerleştirdiler. Çünkü grup hakkında birden fazla hatta yığınla kişiden uyarı aldığım için mesafeli davrandım onlar da bu yolu buldular. Sonuçta ben aptal ve bakire biriyim onlarsa hayatın içinden gelmiş kurnaz insanlar. Bende madem aptal görmek istiyorsunuz al sana aptallık diyerek gayet rahat bir şekilde salağa yatarak devam ettim. Kız bir süre sonra  ‘İş yerlerinde bekarım de yoksa birilerini yapmaya kalkarlar.’ dedi. Bende ciddiye almadım sonuçta hem eniştem hem babam aynı şirkette kaç senedir çalışıyorlar o kadar da değildir dedim ama o kadarmış neyse kız bir süre sonra ‘Tek çocuksun ama ailede kardeşin gibi olan kuzenlerin vardır.’ diyerek ağzımı aramaya kalktı. Kendi kendime ‘Aha! Bunlar sosyal medyalarımı kurcalamış.’ Dedim ama dışımdan hiç bozuntuya vermeden gayet arkadaş canlısı bir şekilde ‘Yok ben anne tarafıyla daha samimiyim. Baba tarafınla konuşmam bile dedim.’ dedim. Biri de demiyor ki samimi değilsen madem adam sana niye referans oldu diye neyse salağa yatmaya devam ettim.

Sonra aşağıda otururken İK  ‘‘35-40 yaşlarında adamlar daha iyi. Şimdiki aklım olsa kendimden yaşlı biriyle evlenirdim.’’ deyip fikrimi sordu. Ben de ‘Kuşak farkı var olmaz.’ dedim. O da bana ısrarla ‘Hem ne istediğini bilir zaten insan yaşlanıyor zamanla kafası gürültü bile götürmüyor.’ dedi. Üstelemedim ama biri benim yerime ‘Saçmalama olmaz o.’ deyip konuyu kapattırdı. Ardından İhracattaki adam baya bildiğin uzun uzun dokunarak konuşmaya başladı ardından İK yanımdan geçerken İhracattaki adamın da rock sevdiğini yok efendim onun da kırmızı sevdiğini söyleyerek deyim yerindeyse sürekli beni taciz edip durdu. Adamın şahsi seminerlerine beni de sözde öğrenme adı altında taktı. Sonra zaten adam öyle çok bir muhabbetim olmadığı halde beni sosyal medya hesabımdan takip etmeye başladı. En sonunda rahatsız olup şikayet edince beni kimsenin olmadığı bir alana çekip ‘Burada kalman için benimle iyi geçinmen lazım. Burada benimle geçinemeyen bir Ticaret Müdürü vardı buradan gitti.’ deyip bana göz dağı vermeye kalktı. Patronları çocukluğumdan beri tanıdığım için ciddiye almadım ama bir süre sonra beni dakika başı şikayet edip ‘Ayda iş beğenmiyor.’ diye dedikodumu yaparken yakaladım. Ve ben de onu şikayet ettim o da yaptığı yalakalığa ve benim aptal kendisinin de zeki olmasına güvenip beni diğer patrona şikayet etti. Benden beklediği hamleyi bulamayınca şirketi zor durumda bırakma amaçlı üzerindeki işleri yarıda bırakıp çekti gitti. Ama daha sonra başka davalık olduğu bir adam mahkemeyi kazanıp gelme durumunda olunca geri gelmek zorunda kaldı.

Bir gün İK durduk yere alakasız bir şekilde ‘‘Şimdi şu an bir pide yiyecek olsak en ucuzunu söylersiniz dimi sonuçta az masraf olsun.’’ dedi. Ardından İhracattaki adam ‘Ben de buradan çıkıp İstanbul’a’’ gidicem diyerek cvimdeli mobbing gördüğüm yerlerden bilgi aldıklarını ima ettiler. Ardından zaten diğerleri ne yaptıysa onu yapmaya kalktılar.

Sonra bir süre benle uğraşmayı bıraktılar çünkü Ticaret Müdürü geldi. Gelmeden önce İK herkesi toplayıp ‘Yusuf Beyle kimse konuşmayacak. Kimse ona şirket bilgilerini vermeyecek. Bilgisayar da vermeyecek.’ diyerek patronlar ve eski elemanlar yokken konuşma yaptı. İhracattaki adam da bana bakıp ‘Tahrik etmek serbest mi?’ dedi. İK’da ‘Tabi serbest.’ dedi. Adama orada olduğu gün boyunca hiçbir şey vermediler ama en çok konuşan da Ticaret Müdürü gelmeden önce konuşmayı yapandı. Ardından adam işten çıkıp mobbing davası aldı. Bu defa da işin teknolojik kısmına bakan kişiye dönüp ‘Mobbingli kısımların kayıtlarını silemez misin?’ diyerek ricada bulundu ama en son bu ricası reddedilmişti.

Ticaret Müdürü gidince beni durup durup aşağılayarak dedikleri gibi tahrik ederek yanlış yapmam için çabalayarak çileden çıkarttılar. Hatta özel telefon görüşmelerimi bile kurcaladırlar. Neyse ki bir tam tahmin ettiğim gibi ilk görünen kısımdaki ahbabımızla olan konuşmama bakmışlar ki bu konuda uyarıldım ve evdekilere durumu ve neden yaptığımı açıkladım.

İşleyişi rahatsız etmemek hem itibarımı korumak hem de patronları daha fazla rahatsız etmemek için işten ayrıldım. Çünkü sınırı olmayan bir gruptu.

Atladığım tek bir konu var o da başkasına yapılan bir şey onu da demek istemiyorum.

Bir de şöyle bir durum var bizim ailedeki herkes halamla samimidir. Samimi derken normal bir akrabalık ilişkisi. Yazları bizi yazlığına toplardı ama biz pek gitmezdik. Salak sandığınız insanlar gerçekten salak olmayabilir. Dikkat etmek lazım. Kibir insanın en büyük düşmanı. Valla insan burnunun ucundakini göremez hale gelir. 😊


• İlkinde sinirlerim çok bozulmuştu. Hatta baya dağılmıştım. Sonuçta içeceğine uyku ilacı atılması normal bir durum değil.

• İkincisinde bir grubun yaptığı bir şeyi anlasam bile hiçbir şey yapamamış olmanın, herkese karşı yalnız olmanın, kimsenin haksızlığa ses çıkartmaması aksine herkesin zevkle benimle alay etmesi ve uğradığım haksızlığın ağırlı vardı. Çok ağladım. Sinirden tansiyonum çıktı. Kendimi küçük düşürdüğüm hal oldu. Beni getirdikleri hali bana karşı kullandıkları da oldu. Ama sonra alıştım. Sonuçta hakkı yenen ilk insan ben değilim. Umarım tiksintimi tüm saflığıyla okuyan herkese aktarabilmişimdir.

• Üçüncüde hareketleri önceden tahmin edebilecek hale geldim. Ve tamamen uğraşmamak, kimseyi uğraştırmamak için çıktım. Tamamen keyifçilikten yani. Hoş biraz ağladım ama o kızı alıp duvara geçirebilseydim ağlamazdım. Edepli olayım diye hiçbir şey yapamadım. Malum adamlar benim 10 yaşımı biliyor. Hoş olmazdı. Neyse argo olacak ama kaşarlanmak böyle bir şey galiba.

Ufak bir dip not: Adaşlık yoksa İbrahim denilen kişi şirketin mali müşaviri.

Bir ufak dip not daha: Müdür bekar.

Yorum bırakın